14 yıldır kod yazıyorum. Kurumsalda çalıştım, startup’ta çalıştım, ajans kurdum, freelance yaptım. Bugün bir üniversite adayı gelip bana “abi yazılım mühendisliği yazayım mı” diye sorsa, vereceğim cevap 2015’te vereceğim cevaptan tamamen farklı olurdu.
Bunu söylüyorum çünkü şu anda internette iki grup insan var. Birinci grup diyor ki yazılım bitti, yapay zeka hepimizi işsiz bıraktı, sakın girme. İkinci grup diyor ki hâlâ altın çağ, herkes zengin oluyor, hemen gir. İkisi de yalan. Daha doğrusu ikisi de gerçeğin sadece işine gelen yarısı.
Tercih dönemi başladı ve milyonlarca aday tam da bu kararın ortasında. Bu yazıda sana motivasyon konuşması yapmayacağım, maaş tablosu göstermeyeceğim. 14 yılda gerçekten yaşadığım yedi şeyi dürüstçe anlatacağım. Muhtemelen bir kısmı tercih listeni değiştirecek.
Asıl motivasyonu yanlış kuruyorsun
En tuhaf gerçekle başlayalım. Yazılıma girmek isteyen insanların büyük çoğunluğu aslında yazılımı sevmiyor. Parayı seviyor.
Bunu yargılamak için söylemiyorum, tamamen normal. Ama burada bir tuzak var. Bu işte para, işi sevmenin sonucunda geliyor. Sırf para için giren insan, ilk gerçek zorlukta duvara toslar. Gecenin üçünde çalışmayan bir kodun karşısında oturup “ben bunu neden yapıyorum” dediğinde, cevabın “para” ise dayanamıyorsun. Cevabın “bu problemi çözmek beni delirtiyor ama bırakamıyorum” ise, işte o zaman kalıcı oluyorsun.
14 yılda gördüğüm en net şey bu. Sektörde kalanlar en zeki olanlar değil, merakı en uzun süre canlı kalanlar. Kendine sor: kod yazmayı, hiç para almasan da, sırf bir şey çalıştığında hissettiğin o an için yapar mıydın?
Herkesin inandığı üç yanlış
Şimdi herkesin inandığı ama yanlış olan şeylere gelelim.
Birinci yanlış, matematiğin çok iyi olması gerektiği. Hayır. 14 yılda kullandığım matematik lise seviyesini nadiren geçti. Yazılımın büyük kısmı mantık, düzen ve sabır. İleri matematik sadece yapay zeka ve grafik motorları gibi belli alanlarda gerekli. Geri kalan devasa sektör, mantıklı düşünebilen herkese açık.Tabi ki hiç bilmene gerek yok demiyorum. İyi matematik seni ileri de atar fakat yazılımcı olamazsın seviyesinde değil çok iyi matematik bilgisine sahip olamamak.
İkinci yanlış, bilgisayar mühendisliği okumadan yazılımcı olunamayacağı. Bu kesinlikle yanlış. Bu sektörde diploması bambaşka olan, hiç üniversite bitirmemiş çok başarılı insanlarla çalıştım. Diploma kapıyı biraz daha kolay açıyor ama içeride seni tutan şey diploma değil, ne ürettiğin. Bence diploma sahibi olunmalı tabi. En azından bir şekilde bir ehliyete kavuşturulmalı bu sektör. Çünkü son yıllarda üç beş kuruş para verin yazılımcı olun binlerce dolar para kazanın vaadiyle herkesi “yazılımcı” yapan kurslarla doldu ortalık. Tabi daha düşük ücretlerle isdihtamlardan torpillerle işe sokulmayla devam eden süreçte geldiğimiz nokta fena bir enflasyon.
Üçüncü ve en tehlikeli yanlış, bir dil öğrenince işin garanti olduğu. O günler bitti. Artık tek bir dil bilmek yüzme bilmek gibi, yani ön şart, beceri değil. Fark yaratan şey, o dille gerçek problem çözebilmen.
Sektörün 2026’daki gerçek durumu
Peki sektör gerçekte ne durumda? Rakamlarla, süslemeden anlatayım.
Kötü haber şu: giriş seviyesi, yani junior pozisyonlar ciddi şekilde daraldı. Global verilere göre 22-25 yaş arası yazılımcı istihdamı 2022’den bu yana yaklaşık beşte bir azaldı. Bazı analizlerde juniorların işe alımdaki payı yüzde on beşten yüzde yediye düştü. “Mezun oldum, hemen iş bulurum” devri kapandı.
Ama kimsenin söylemediği ikinci yarısı şu: sektör çökmedi, ikiye bölündü. Aynı dönemde IBM gibi devler giriş seviyesi alımlarını üçe katlayacağını açıkladı. Deneyimli, gerçekten üretebilen insanlara talep hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Yani boşalan yer diploması olan taraf, dolan yer iş yapabilen taraf.
Bu ayrımı en baştan bilirsen dört yılını doğru yere yatırırsın. Diploma toplamaya değil, gerçekten iş çıkarabilmeye odaklanırsın.
Kimsenin konuşmadığı zorluklar
Motivasyon videolarında söylenmeyen kısma gelelim. Çünkü bu iş sandığın kadar konforlu değil.
Birincisi, hiç bitmeyen öğrenme. Öğrendiğin şeyin yarısı üç yılda eskiyor. Bu, sürekli koşan bir bant üzerinde durmak gibi, durursan geriye gidiyorsun. 14 yıl sonra bile hâlâ her hafta yeni bir şey öğrenmek zorundayım. Bunu yük olarak görürsen tükenirsin, oyun olarak görürsen ayakta kalırsın.
İkincisi, görünmez emek. Kimse senin üç gün uğraşıp çözdüğün hatayı görmüyor, sadece çalışmayan ekranı görüyorlar. Bu iş takdir edilmeyen sabır ister.
Üçüncüsü ve en az konuşulanı, tükenmişlik. Ekran karşısında geçen yıllar, hareketsizlik, sürekli zihinsel yorgunluk. Bu işi seçeceksen bedenini ve zihnini korumayı da işin bir parçası olarak görmen lazım. En çok yazılımcıyı sektörden koparan şey işsizlik değil, tükenmişlik.
Peki neden hâlâ tavsiye ediyorum
Karanlık kısmı geçtik. Bütün o zorluklara rağmen çok az meslek bu kadar güç veriyor.
Birincisi, hiçbir sektör bu kadar coğrafya bağımsız değil. Küçük bir şehirden, bir köyden, herhangi bir yerden dünyanın en büyük şirketine uzaktan çalışabilirsin. Türkiye’den yurt dışına remote çalışan yazılımcılar yerel maaşların birkaç katını kazanıyor. Başka hangi meslekte bu mümkün?
İkincisi, üretme gücü. Bir fikrin var, birkaç ay sonra o fikir milyonlarca insanın telefonunda çalışıyor olabilir. Sermaye gerekmiyor, izin gerekmiyor, sadece bilgin ve bilgisayarın. Bunu bizzat yaşadım, kendi uygulamalarımı yayınladım, kendi ajansımı kurdum. Bu işin verdiği bağımsızlık başka hiçbir yerde yok.
Üçüncüsü ve belki en önemlisi, bu beceri sana problem çözmeyi öğretiyor. O beceri yazılımda kalmıyor, hayatının her alanına siniyor. 14 yıl sonra fark ettim ki bu iş bana kod yazmayı değil, düşünmeyi öğretti.
Yapay zeka bu işi bitirdi mi
Herkesin asıl merak ettiği soru. Dürüst cevap: hayır, ama işi kökten değiştirdi. Bu değişimi anlamayan yanacak.
Şöyle düşün. Eskiden yazılımcının değeri kod yazabilmesindeydi. Artık yapay zeka kodun büyük kısmını yazıyor. Peki değer nereye gitti? Ne yazılacağına karar verebilmeye, yazılanın doğru olup olmadığını anlayabilmeye, ve parçaları birleştirip gerçek bir sistem kurabilmeye gitti.
Yapay zeka juniorların yaptığı basit işleri devraldı, giriş seviyesi bu yüzden daraldı. Ama aynı yapay zeka, ne yaptığını bilen birinin elinde onu on kat güçlü yapıyor.
Tavsiyem net: yapay zekaya karşı yarışma, onu kullanmayı öğren. 2026’da işe alınan junior, 2020’nin orta seviye mühendisi kadar sistem bilgisine sahip olmak zorunda. Kulağa zor geliyor, doğru. Ama yapay zeka sayesinde bu seviyeye ulaşmak da hiç bu kadar hızlı olmamıştı. Araç hem çıtayı yükseltti hem de o çıtaya çıkmanı kolaylaştırdı.
Net cevap
Gelelim baştaki soruya. 14 yıllık yazılımcı olarak 2026’da bu bölümü seçer miydim?
Evet. Ama 2015’teki halimden çok farklı bir kafayla seçerdim. Diploma için değil, üretmek için girerdim. Tek dil öğrenip iş beklemek yerine ilk günden gerçek projeler yapardım. Yapay zekadan korkmak yerine onu ilk günden çırağım gibi kullanırdım. Ve en önemlisi, bu işi sırf para için değil, çözmekten keyif aldığım için yapardım.
Sana da tavsiyem bu. Problem çözmek seni heyecanlandırıyorsa, bir şeyi çalıştırdığında içinde bir kıvılcım oluyorsa, bu bölüm hâlâ dünyanın sana verebileceği en güçlü kaldıraçlardan biri. Ama sırf herkes yazıyor diye, sırf para var deniyor diye yazacaksan, o dört yıl sana ağır gelir.
Karar senin. Ben 14 yılda ne öğrendiysem dürüstçe önüne koydum.
Bunun gibi yazılım, yapay zeka ve içerik üretimi üzerine yazdıklarımın tamamına buradan ulaşabilirsin: https://hub.barisgunduz.com/





No comments