Düzenli içerik üretmek, çoğu içerik üreticisinin bir noktada zorlanmaya başladığı konulardan biri. İlk ay her hafta video yayınlıyorsun, ikinci ay araya bir hafta giriyor, üçüncü ay geldiğinde ise kanal sessizliğe gömülüyor. Üstelik çoğu zaman ortada ciddi bir problem de yok. Ekipman aynı, fikirler var, içerik üretme isteği de tamamen kaybolmuş değil ama video bir türlü ortaya çıkmıyor.
Bunun temel nedenlerinden biri, düzenli içerik üretmeyi motivasyona bağlamak. İlk dönemlerde motivasyon yüksek olduğu için düzenli üretmek kolay geliyor. Yeni kanalın heyecanı, yeni fikirler ve üretmenin verdiği keyif seni sürekli harekete geçiriyor. Fakat motivasyon aynı seviyede kalmıyor. Bir süre sonra üretim isteğinin azaldığı günler geliyor ve eğer bütün sistemin motivasyon üzerine kurulmuşsa içerik üretimi de o noktada duruyor.
Ben bu yüzden düzenli içerik üretme konusuna motivasyonu artırılması gereken bir problem olarak değil, bir sistem kurulması gereken bir problem olarak bakıyorum.
Motivasyon değil, ritim kur
Herkes içerik üretmeye başladığı ilk dönemde yüksek motivasyonla üretir. Yeni bir şey deniyorsundur, yaptığın işten keyif alıyorsundur ve sonuçları görmek istiyorsundur. Bu dönemde haftada bir video çekmek hatta bazen bundan daha fazlasını yapmak oldukça kolaydır. Asıl mesele motivasyon düştüğünde ne yaptığın.
Çünkü motivasyon güvenebileceğin sabit bir şey değil. Bazı günler çok yüksek, bazı günler oldukça düşük olabilir. Hayatında başka şeyler olduğunda, bir video beklediğin kadar izlenmediğinde veya sadece o gün enerjin olmadığında içerik üretme isteğin de değişebilir.
Bu yüzden çözüm sürekli motive olmaya çalışmak değil, motivasyona daha az ihtiyaç duyacağın bir üretim ritmi oluşturmak.
Kendine sabit bir çekim günü belirleyebilirsin. Haftanın belirli bir gününü içerik üretimine ayırabilir, çekim için birkaç saatlik sabit bir blok oluşturabilirsin. Yayın gününü de mümkün olduğunca belirli tutabilirsin. Böylece her seferinde “Bugün içerik üretmek istiyor muyum?” diye karar vermek zorunda kalmazsın. O gün üretim günüdür ve yapacağın iş bellidir.
Burada disiplin devreye giriyor. Disiplin her zaman yapmak istediğin şeyi yapmak değil. Bazen yapmak istemediğin halde belirlediğin düzeni sürdürebilmek. Mike Tyson’ın da güzel bir sözü var. Disiplin, yapmaktan nefret ettiğin şeyi seviyormuş gibi yapabilmek. İçerik üretiminde de biraz böyle. Her çekim gününde aynı enerjiyi bulamayacaksın ama sistemin seni o gün de üretmeye devam ettirebilmeli.
Kendine minimum kabul edilebilir standardı belirle
Düzenli içerik üretmenin önündeki en büyük engellerden biri de mükemmeliyetçilik. Bir video çekmeye hazırlanıyorsun ama o gün kendini iyi hissetmiyorsun. Kamerada istediğin gibi görünmediğini, anlatımının yeterince iyi olmadığını veya videonun önceki videoların kadar başarılı olmayacağını düşünüyorsun. Sonra “Bugün çekmeyeyim, daha iyi olduğum bir gün çekerim” diyorsun.
Tek başına bakıldığında bu çok mantıklı görünüyor. Fakat aynı şeyi birkaç kez yaptığında üretim düzeni bozulmaya başlıyor. Bir video erteleniyor, sonra bir sonraki video da erteleniyor ve bir süre sonra ortada yayınlanacak hiçbir şey kalmıyor.
Her videonun en iyi videon olmak zorunda değil. Hatta her videonun bir önceki videodan daha iyi olması da gerekmiyor. İçerik üretirken kendine bir minimum kabul edilebilir standart belirlemek bu yüzden önemli. Görüntü yeterince temizse, ses anlaşılırsa ve anlatmak istediğin şeyi düzgün şekilde aktarabiliyorsan video yayınlanabilir.
Bu, kalitesiz içerik üretmek anlamına gelmiyor. Sadece mükemmel olma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Çünkü mükemmeli beklemek üretimi durduruyor, yeterince iyi olanı kabul etmek ise üretimin devam etmesini sağlıyor.
Uzun vadede kanalını büyüten şey tek bir mükemmel video değil, arka arkaya üretilen onlarca ve yüzlerce içerik olacak. Bu yüzden her videoya aynı kusursuzluk beklentisiyle yaklaşmak yerine sürdürülebilir bir kalite standardı oluşturmak çok daha önemli.
İçerik stoğu oluştur
Her videoyu çektiğin gün yayınlamak zorunda değilsin. Hatta düzenli içerik üretmek istiyorsan bunu mümkün olduğunca yapmamak daha iyi olabilir.
Enerjinin yüksek olduğu bir gün birkaç video çekebiliyorsan, hepsini aynı hafta yayınlamak yerine bir kısmını stoklayabilirsin. Böylece sonraki hafta enerjin düşük olduğunda veya başka bir iş çıktığında elinde yayınlayabileceğin hazır bir içerik olur.
Bunun en büyük avantajı, kötü geçen bir günün boş geçen bir haftaya dönüşmesini engellemesi.
Çünkü içerik üretirken her gün aynı şartlara sahip olmayacaksın. Bazen çok üretken olacaksın, bazen hiçbir şey yapmak istemeyeceksin. Bazen de içerik üretmek istemesen bile başka bir işin çıkacak ve zaman ayıramayacaksın. Eğer yayın planın tamamen o gün üreteceğin içeriğe bağlıysa, yaşadığın her aksaklık doğrudan kanala yansıyor.
Bir miktar içerik stoğu tuttuğunda ise sistem daha dayanıklı hale geliyor. O gün içerik üretemesen bile yayın devam edebiliyor.
Burada amaç aylarca yetecek kadar video biriktirmek değil. Birkaç içerilik küçük bir güvenlik alanı bile ciddi fark yaratabilir. Özellikle haftalık içerik üreten biriysen, elinde her zaman kullanabileceğin birkaç hazır video olması üretim baskısını oldukça azaltıyor.
Verdiğin arayı büyütme
Bir hafta video yayınlayamadığında bunu olduğundan daha büyük bir probleme dönüştürmemek gerekiyor.
Bence içerik üreticilerinin yaptığı hatalardan biri, verdikleri aradan sonra uzun uzun açıklama yapmaları. “Neden video gelmedi?”, “Şu yüzden ara verdim”, “Artık düzenli devam edeceğim” gibi açıklamalarla geri dönüşü ayrı bir olaya dönüştürmek, aslında aranın kendisini daha görünür hale getiriyor.
Halbuki bazen hiçbir şey açıklamaya gerek yok.
Bir hafta video yayınlamadıysan sonraki hafta yeni videonu yayınlayabilirsin. Kaldığın yerden devam edebilirsin. İzleyicinin dikkatini sürekli “bir süredir video yoktu” noktasına çekmek yerine yeniden içerik üretmeye odaklanmak daha mantıklı.
Tabii ki uzun bir ara verdiysen veya gerçekten önemli bir durum varsa açıklama yapmak farklı bir konu. Buradaki mesele birkaç günlük veya bir haftalık aksaklığı büyük bir olay haline getirmemek.
Ara vermek normal. İçerik üreticisi olarak hayatının her döneminde kusursuz şekilde devam etmen mümkün değil. Önemli olan kısa bir aranın üretim düzeninin tamamen bozulmasına izin vermemek.
Düzeni esnek tut
Düzenli içerik üretmek için belirli bir takvim oluşturmak önemli ama bu takvimi gereğinden fazla katı hale getirmek de ters tepebilir.
Örneğin her çarşamba video yayınlamaya karar verdin. Bir hafta çarşamba günü yetiştiremedin. Bu durumda “Bu hafta olmadı, gelecek çarşambaya kaldı” diyerek yedi gün daha beklemek zorunda değilsin. Perşembe yayınlayabilirsin, cuma yayınlayabilirsin ve daha sonra tekrar normal düzenine dönebilirsin.
Buradaki amaç mükemmel bir takvim oluşturmak değil, kesintilere rağmen devam edebilen bir sistem kurmak.
Hayat her zaman plana göre ilerlemiyor. Bir hafta işlerin yoğunlaşabilir, başka bir proje çıkabilir veya sadece enerjin olmayabilir. İyi bir içerik üretim sistemi bunların hiçbir zaman yaşanmayacağını varsaymaz. Tam tersine, bunların zaman zaman yaşanacağını kabul eder ve buna rağmen devam edebilecek kadar esnek olur.
Bu yüzden düzenli olmak ile katı olmak aynı şey değil. Düzenin olabilir ama gerektiğinde küçük değişiklikler yapabilmelisin. Bir günün kaçması bütün haftanın, bir haftanın kaçması da bütün ayın bozulması anlamına gelmemeli.
Düzenli içerik üretmek bir sistem meselesi
Düzenli içerik üretmek dışarıdan bakıldığında tamamen disiplin ve irade meselesi gibi görünebilir. Aslında bunun önemli bir kısmı sistemle ilgili. Çünkü motivasyonun düşeceğini, bazı günler enerjinin olmayacağını, bazı videoların beklediğin kadar iyi gitmeyeceğini ve zaman zaman ara vermek zorunda kalacağını en baştan kabul edersen buna göre bir düzen kurabilirsin.
Benim için bunun temelinde birkaç şey var. Motivasyona güvenmek yerine bir üretim ritmi oluşturmak, her videonun mükemmel olması gerektiğini düşünmemek, enerjinin yüksek olduğu dönemlerde içerik stoğu oluşturmak ve verdiğin küçük araları büyütmemek.
Bunların hepsi aynı amaca hizmet ediyor. İçerik üretimini günlük ruh halinden mümkün olduğunca bağımsız hale getirmek.
Çünkü uzun vadede önemli olan bir ay boyunca çok fazla video yayınlamak değil. Altı ay, bir yıl veya birkaç yıl sonra hâlâ içerik üretiyor olabilmek. Bunun için de kanalın seni sürekli üretmeye zorlaması yerine, kurduğun sistemin seni ayakta tutması gerekiyor.
Düzensizlik her zaman bir irade eksikliği değil. Çoğu zaman sürdürülebilir bir sistemin olmaması. Ritmini kurduğunda, kendi minimum standardını belirlediğinde, elinde küçük bir içerik stoğu tuttuğunda ve aksaklıkların üretim düzenini tamamen bozmasına izin vermediğinde içerik üretmek çok daha yönetilebilir hale geliyor.
Sonunda “Bugün içerik üretecek miyim?” sorusundan çok “Bugünkü üretimimi nasıl tamamlayacağım?” diye düşünmeye başlıyorsun. Bence düzenli içerik üretmenin asıl amacı da bu. Kanalın seni değil, kurduğun sistemin kanalı ayakta tutması.