Eleştiriyle başa çıkmak, kamera karşısında rahat konuşmaktan çok daha zor bir konu. Kamera karşısında aslında kendinle mücadele ediyorsun. Ne söyleyeceğini, nasıl söyleyeceğini ve nasıl göründüğünü düşünüyorsun. Ama videoyu yayınladığın anda işin içine hiç tanımadığın insanlar giriyor. Bir video yayınlıyorsun, birkaç dakika sonra telefona bakıyorsun ve tek bir olumsuz yorum, az önce okuduğun on olumlu yorumu tamamen unutturabiliyor.
Bunun neden böyle olduğunu anlamak zor değil. Olumlu yorumlar genellikle videonun iyi olduğunu söylüyor ve geçip gidiyoruz. Olumsuz bir yorum ise doğrudan bir problem olduğunu hissettiriyor. Özellikle içerik üretmeye yeni başladıysan, insanların söylediklerini kendi değerinle karıştırmak oldukça kolay.
Düzenli içerik üretmeye başladıktan ve kendi tarzını oluşturmaya çalıştıktan sonra eleştiriyle nasıl bir ilişki kurduğun daha da önemli hale geliyor. Çünkü yorumları sağlıklı şekilde yönetemezsen bir süre sonra ya video yayınlamaktan çekinmeye başlayabilirsin ya da hiçbir şey duymamak için yorumlardan tamamen uzaklaşabilirsin.
Bence ikisi de doğru çözüm değil. Asıl yapılması gereken, hangi yorumu ciddiye alacağını ve hangisini tamamen görmezden geleceğini öğrenmek.
Her olumsuz yorum eleştiri değil
Bence işe önce eleştiri ile troll arasındaki farkı anlayarak başlamak gerekiyor. Çünkü internette gördüğümüz her olumsuz yorumu aynı kategoriye koymak oldukça yanlış.
Birisi videonun belirli bir noktasına dair somut bir şey söylüyorsa, kullandığın bir yöntemi eleştiriyorsa veya yaptığın bir tercihin neden yanlış olduğunu açıklıyorsa bu bir eleştiri. Hoşuna gitmeyebilir ama en azından ortada değerlendirebileceğin bir fikir var.
Buna karşılık yorumun amacı doğrudan sana saldırmaksa, görünüşünle, kişiliğinle veya kimliğinle ilgili anlamsız bir saldırı içeriyorsa ve videoda anlattığın konuyla hiçbir ilgisi yoksa burada artık içerikle ilgili bir eleştiriden bahsetmiyoruz.
Bu iki yoruma aynı şekilde yaklaşmak büyük bir hata.
Gerçek eleştiriyi tamamen görmezden gelirsen kendini geliştirebileceğin bir bilgiyi kaçırırsın. Trolle oturup tartışmaya başlarsan da zamanını ve enerjini hiçbir yere götürmeyecek bir tartışmaya harcarsın.
Bu yüzden bir yorum gördüğümde önce bunun gerçekten içerikle ilgili bir eleştiri olup olmadığına bakmak gerektiğini düşünüyorum. Bunu ayırabildiğin zaman yorumların önemli bir kısmı zaten zihninde farklı bir yere oturmaya başlıyor.
Trolle cevap vermek genellikle istediği şeyi vermek
Trollün amacı çoğu zaman seni bilgilendirmek değil, senden bir tepki almak. Seni kızdırmak, tartışmaya çekmek veya gününü bozmak için yazıyor olabilir.
Sen de sinirlenip cevap verdiğinde aslında istediği şeyi vermiş oluyorsun.
Bu yüzden trolle verilebilecek en güçlü tepkinin çoğu zaman hiç tepki vermemek olduğunu düşünüyorum. Bu pasif kalmak değil. Bilinçli olarak enerjini harcamamayı seçmek.
Yorumu gizleyebilirsin, gerekirse kişiyi engelleyebilirsin veya hiçbir şey yapmadan geçebilirsin. Her yoruma cevap vermek zorunda değilsin.
Özellikle içerik üretmeye başladığında zamanının ne kadar değerli olduğunu fark ediyorsun. Bir videoyu hazırlamak, çekmek, düzenlemek ve yayınlamak için saatlerini harcıyorsun. Sonra biri gelip iki cümleyle seni sinirlendiriyor ve sen önündeki yarım saati o kişiyle tartışarak geçiriyorsun.
Bence buna değmez.
Trollün yorumunu değiştiremezsin ama o yorumun senin gününü ne kadar etkileyeceğine karar verebilirsin.
Gerçek eleştiriyi kişisel değil, veri olarak değerlendir
Eleştiri geldiğinde ilk refleksimiz genellikle kendimizi savunmak oluyor. Birisi videoda yanlış yaptığımızı söylediğinde hemen neden öyle yaptığımızı açıklamak istiyoruz.
Bunun yerine bir adım geri çekilip eleştirinin gerçekten ne söylediğine bakmak daha faydalı.
Örneğin birisi “Videonun bu bölümünde ses çok kısık, söylediklerini anlamakta zorlandım” diyorsa burada kullanabileceğin somut bir bilgi var. Bir sonraki videoda ses seviyesini kontrol edebilirsin. Mikrofon ayarlarını değiştirebilirsin. Kurgu sırasında ses seviyesine daha fazla dikkat edebilirsin.
Ama “Sen zaten hiçbir şey bilmiyorsun” şeklindeki bir yorum sana herhangi bir şey öğretmiyor. Burada değerlendirilecek bir veri yok. Sadece bir saldırı var.
Bu ayrımı yaptığında eleştirilerle ilişkin de değişiyor.
Çünkü artık her olumsuz yorumu “Ben kötü bir içerik üreticisiyim” şeklinde okumuyorsun. “Bu yorum bana bir şeyi düzeltmem gerektiğini söylüyor mu?” diye bakıyorsun.
Cevap evetse o bilgiyi alıyorsun. Cevap hayırsa devam ediyorsun.
Bence eleştiriyi kişisel bir saldırı olmaktan çıkarıp veriye dönüştürmenin en önemli tarafı bu.
Videoyu yayınladıktan hemen sonra yorumlara takılma
Bir videoyu yayınladıktan sonraki ilk saatler, içerik üreticisi olarak en hassas olduğun dönemlerden biri olabilir. Çünkü henüz videodan uzaklaşamamış oluyorsun. Videoyu daha birkaç dakika önce izledin, nasıl performans göstereceğini merak ediyorsun ve insanların ne düşündüğünü sürekli kontrol etmek istiyorsun.
Bu noktada gelen tek bir olumsuz yorum olduğundan çok daha büyük görünebiliyor.
Videoyu yayınladıktan birkaç dakika sonra birinin “Bu ne biçim video?” yazdığını düşün. Büyük ihtimalle hemen o yoruma takılacaksın. Sonra videoyu tekrar açıp kendi hatalarını aramaya başlayacaksın. Belki o yorum bütün gün aklında kalacak.
Halbuki birkaç saat sonra aynı yorumu okuduğunda çok daha farklı değerlendirebilirsin.
Bu yüzden videoyu yayınladıktan sonra sürekli yorum kontrol etmek yerine biraz uzaklaşmak bana daha sağlıklı geliyor. Videonun ilk heyecanından çıkmak, insanların ne söylediğine daha sakin bakmanı sağlıyor.
Üstelik ilk saatlerde sadece yorumlara değil, videonun genel performansına da gereğinden fazla anlam yüklemek mümkün. Birkaç saatlik veriye bakıp videonun başarılı veya başarısız olduğuna karar vermek de çoğu zaman erken.
İçerik üreticisi olarak biraz mesafe koymayı öğrenmek bu yüzden önemli.
Kendi kanalında sınır koyabilirsin
İçerik üreticisi olduğunda izleyicinle iletişim kurman önemli. Yorumlara cevap vermek, soruları görmek ve insanlarla etkileşim kurmak kanalın gelişmesine katkı sağlayabilir.
Ama bu, gelen her yoruma cevap vermen gerektiği anlamına gelmiyor.
Kendi kanalında hangi tartışmalara gireceğine sen karar veriyorsun. Bir yorum sana gereksiz geliyorsa cevaplamak zorunda değilsin. Sürekli aynı tartışmayı başlatan bir kullanıcı varsa onu engelleyebilirsin. Belirli kelimeleri veya yorum türlerini filtrelemek de mümkün.
Bunları yapmak kabalık değil.
İzleyicinle bağ kurmak, herkese hesap vermek anlamına gelmiyor.
Özellikle belirli bir noktadan sonra yorumların sayısı arttığında bunu zaten yapmak zorunda kalacaksın. Herkese yetişmen mümkün olmayacak. Bu yüzden en başından hangi yorumlara zaman ayıracağını bilmek hem enerjini koruyor hem de gerçekten iletişim kurmak istediğin insanlara daha fazla zaman ayırmanı sağlıyor.
Bir videonun performansı senin değerin değil
Bence içerik üretirken öğrenilmesi gereken en önemli şeylerden biri bu.
Bir video beklediğin kadar izlenmediğinde veya beklemediğin kadar fazla eleştiri aldığında bunu doğrudan kendinle ilişkilendirmek çok kolay.
Video kötü gitti.
Demek ki ben kötü bir içerik üreticisiyim.
İnsanlar videoyu beğenmedi.
Demek ki ben bu işi yapamıyorum.
Halbuki ortada sadece bir video var.
Bir video bir deneme. Başarılı olabilir, başarısız olabilir, beklenenden farklı bir sonuç verebilir. Bunun senin bir insan veya içerik üreticisi olarak değerini belirlemesi gerekmiyor.
Hatta kötü giden bir video oldukça faydalı bir veri bile sağlayabilir. Belki başlık doğru değildi, belki konu izleyicinin ilgisini çekmedi, belki giriş bölümü yeterince güçlü değildi veya belki de video beklediğinden farklı bir kitleye ulaştı.
Bunların hepsi sonraki içeriklerde kullanabileceğin bilgiler.
Videoyu kendinden ayırabildiğinde eleştiri de daha az yıpratıcı hale geliyor. Çünkü artık “Ben başarısız oldum” demek yerine “Bu içerik istediğim sonucu vermedi, nedenini anlamam gerekiyor” diyebiliyorsun.
İkisi arasında çok büyük bir fark var.
Eleştiriden kaçmak yerine neyi dinleyeceğini öğren
İçerik üreticisi olarak eleştiriyle karşılaşmamak neredeyse mümkün değil. İnsanlar seni izlemeye başladığı anda farklı fikirler de gelecek. Birileri yaptığın şeyi çok beğenecek, birileri hiç beğenmeyecek, bazıları sana gerçekten faydalı bir şey söyleyecek, bazıları ise sadece tepki vermek için yorum yapacak.
Hepsini aynı şekilde değerlendirmene gerek yok.
Önce yorumun ne olduğuna bak. Gerçek bir eleştiri varsa içindeki faydalı kısmı almaya çalış. Sadece seni provoke etmek için yazılmış bir yorumsa üzerinde durma. Videoyu yayınladıktan hemen sonra gelen yorumların seni gereğinden fazla etkilemesine izin verme. Kendi kanalında sınırlarını belirle ve en önemlisi, bir videonun performansını kendi değerinle karıştırma.
Bunu yapmaya başladığında yorumlar gözünde farklı bir yere oturuyor.
Artık her olumsuz yorum bir tehdit değil. Bazıları gerçekten geliştirebileceğin noktaları gösteriyor, bazıları ise hiçbir anlam taşımıyor. Senin yapman gereken bütün yorumları ciddiye almak değil, hangisinin senin için değerli olduğunu seçebilmek.
Eleştiri kanalını bitirmiyor. Eleştiriyle kurduğun yanlış ilişki bitirebilir.
Kendi tarzını bulduktan, düzenli içerik üretmeye başladıktan ve izleyicin büyüdükçe daha fazla insanın fikrini duyacaksın. Bunun kaçınılmaz olduğunu baştan kabul ettiğinde yorumlardan korkmak yerine onları doğru şekilde kullanmayı öğrenebilirsin.
Sonuçta içerik üretmek sadece kamera karşısına geçip bir şeyler anlatmak değil. Aynı zamanda insanların söylediklerini dinlemek, gerektiğinde kendini değiştirmek ve gerektiğinde de hiçbir şey yapmadan yoluna devam edebilmek.
Bence içerik üreticisi olarak güçlenmek biraz da burada başlıyor.