İÇERİK ÜRETİMİ

İçerik Üretiminde Stresle Başa Çıkmak

İçerik Üretiminde Stresle Başa Çıkmak yazısının kapak görseli

İçerik üretmeye başladığında bir süre sonra her şeyin stres kaynağına dönüşebildiğini fark ediyorsun. Video yetişmiyor, yeni bir fikir bulamıyorsun, çekim istediğin gibi geçmiyor, edit düşündüğünden uzun sürüyor. Sonra bir bakıyorsun, aslında içerik üretmek için başladığın şey hayatında sürekli stres yaratan başka bir şeye dönüşmüş.

Öncelikle şunu söyleyeyim. Bu yazı bir stres yönetimi bilimi anlatmıyor. Ben de bu konuda uzman veya bilirkişi değilim. Burada anlatmak istediğim şey, tamamen içerik üretirken yaşadığım ve gözlemlediğim stres. Çünkü içerik üreticisi olduğunda karşılaştığın stresin kendine özgü tarafları var.

Bir videoyu yetiştiremiyorsun ve stres oluyorsun. Aklına yeni bir fikir gelmiyor ve stres oluyorsun. Videonun kurgusu istediğin gibi olmuyor, görüntü istediğin kadar iyi çıkmıyor veya yaptığın edit saatler sürüyor ve yine stres oluyorsun.

Ama bence bunların içerisinde en farklı olanı yorumlar.

İçerik üretirken her şey stres kaynağı olabilir

İçerik üretiminde stresin tek bir kaynağı yok. Bazen zaman baskısı, bazen üretim süreci, bazen de kendi kendine koyduğun beklentiler seni yorabiliyor.

Bir hafta düzenli video yayınlamak istiyorsun ama video yetişmiyor. Sonra yayın günü yaklaşıyor ve hala kurgu bitmemiş oluyor. Bir yandan videoyu yetiştirmeye çalışırken diğer taraftan “Neden daha önce başlamadım?” diye kendine kızıyorsun.

Bazen de tam tersine hiçbir şey yetiştirme baskın yok ama fikir bulamıyorsun. Önünde boş bir sayfa duruyor ve ne anlatacağını düşünmek bile yorucu hale geliyor.

Bazen fikir var, çekim var ama edit kısmında takılıyorsun. Videonun istediğin kadar iyi olmadığını düşünüyorsun ve tekrar tekrar düzeltmeye başlıyorsun. Bir noktadan sonra yaptığın küçük değişikliklerin videoya gerçekten bir katkısı olup olmadığını bile anlayamıyorsun.

Bunların hepsi içerik üretiminin içerisinde yaşanabilecek normal şeyler.

Her şeyi kusursuz şekilde kontrol etmeye çalıştığında ise içerik üretmek giderek daha yorucu hale geliyor.

Asıl zor olan bazen yorumlar

Video yetiştirememek, fikir bulamamak veya kötü bir edit yapmak can sıkıcı olabilir. Ama bunların çoğunu bir şekilde kontrol edebiliyorsun. Videoyu daha erken hazırlayabilirsin, fikir bankası oluşturabilirsin, edit konusunda kendini geliştirebilirsin.

Yorumlar ise biraz farklı.

Çünkü orada kontrol tamamen sende değil.

Bir video yayınlıyorsun ve insanların ne söyleyeceğini bilmiyorsun. On tane güzel yorum geliyor, bir tane kötü yorum geliyor ve nedense aklında o bir tane kalıyor.

Bazen yorum gerçekten eleştiri içeriyor ve üzerinde düşünmen gerekiyor. Bazen ise sadece seni sinirlendirmek için yazılmış oluyor. Ama ikisinin de sende bıraktığı etki aynı olmayabiliyor.

İçerik üreticisi olarak zaman içerisinde öğrenmen gereken şeylerden biri de bu yorumlarla nasıl ilişki kuracağını bilmek.

Her yoruma cevap vermek zorunda değilsin. Her eleştiriyi kişisel olarak almak zorunda değilsin. Her insanı ikna etmek gibi bir görevin de yok.

Bir noktadan sonra hangi yorumu dikkate alacağını, hangisini geçeceğini ve hangi tartışmaya hiç girmeyeceğini öğreniyorsun.

Bence içerik üreticiliğinin en değerli taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.

İçerik üretmek sana sadece içerik üretmeyi öğretmiyor

İçerik üreticiliğinin bana göre ilginç taraflarından biri, burada öğrendiğin bazı şeylerin kameranın dışındaki hayatına da taşınması.

Çünkü bir noktadan sonra insanların ne düşündüğüyle karşılaşmaya başlıyorsun. Eleştiri alıyorsun, bazen haksız yere eleştiriliyorsun, bazen de gerçekten yanlış yaptığını fark ediyorsun.

Bunların hepsine aynı şekilde tepki vermemeyi öğreniyorsun.

Bu sadece YouTube’da işine yaramıyor.

Genel hayatında da insanların söyledikleri her şeyi üzerine almamayı, her tartışmaya girmemeyi ve her problemi çözmek zorunda olmadığını öğrenmeye başlıyorsun.

İşte, evde veya ilişkilerinde de benzer bir durum var. Her söylenen şeyi kişisel olarak algılarsan sürekli bir şeylerle mücadele etmek zorunda kalıyorsun. Bir noktadan sonra insanın enerjisi hiçbir şeye yetmiyor.

İçerik üretmek bu açıdan sana küçük bir stres laboratuvarı gibi davranabiliyor. İnsanların ne düşündüğünü kontrol edemiyorsun, ama buna nasıl tepki vereceğini kontrol etmeyi öğreniyorsun.

Her şeyi strese dönüştürmek zorunda değilsin

Bence burada en önemli konu denge.

Çünkü içerik üretirken her şey stres kaynağı olabilir. Video yetişmediğinde stres olabilirsin, izlenme düşük geldiğinde stres olabilirsin, yorumlara takılabilirsin, yeni fikir bulamadığında kendini kötü hissedebilirsin.

Ama aynı şeylerin hiçbiri seni strese sokmayabilir de.

Video yetişmedi mi? Bir sonraki gün yayınlarsın.

Fikir bulamadın mı? Biraz beklersin.

Edit istediğin gibi olmadı mı? Bir sonraki videoda daha iyisini yaparsın.

Kötü bir yorum mu geldi? Okur ve geçersin.

Bunların hiçbirini önemsememek gerektiğini söylemiyorum. Tam tersine, bazı şeyleri ciddiye almak gerekiyor. Ama her şeyi aynı seviyede ciddiye aldığında hayatın içerisindeki her küçük problem gereğinden fazla büyüyor.

Bence içerik üretirken de genel hayatta olduğu gibi önemli olan şey neyi önemseyeceğini seçebilmek.

Her problem çözülmek zorunda değil. Her eleştiriye cevap vermek zorunda değilsin. Her videonun mükemmel olması gerekmiyor. Her gün üretken olmak zorunda değilsin.

Bazen sadece devam etmek yeterli.

Stresle mücadele etmek yerine neye stres yapacağını seçmek

İçerik üreticiliğinde stres tamamen ortadan kalkacak diye bir şey yok. Hatta içerik üretmeye devam ettikçe yeni stres kaynakları da çıkabilir. Başlarda video çekmek stresli gelir, sonra izlenmeler stres olur, daha sonra düzenli üretmek veya büyümek başka bir baskı yaratabilir.

Bu yüzden benim için mesele stresi tamamen ortadan kaldırmak değil.

Neye değer vereceğini bilmek.

Bir videonun yetişmemesi gerçekten önemli olabilir ama dünyanın sonu değil. Bir videonun kötü performans göstermesi can sıkabilir ama senin değerini belirlemiyor. Birinin seni eleştirmesi düşündürebilir ama her eleştiriyi kabul etmek zorunda değilsin.

Bir noktadan sonra bunların arasında ayrım yapmaya başlıyorsun.

Bence içerik üreticiliğinin sana öğrettiği en önemli şeylerden biri de bu. Sürekli insanların karşısına çıkıyorsun, sürekli yeni bir şey üretiyorsun ve sürekli bir şekilde değerlendiriliyorsun. Bunun içerisinde sakin kalmayı öğrendikçe sadece YouTube’da değil, hayatın başka alanlarında da daha rahat hareket etmeye başlıyorsun.

Çünkü sonunda şunu anlıyorsun: Her şey stres olabilir ama her şeyin stres olması gerekmiyor.

İçerik üretmeye devam ederken video yetiştiremediğin günler olacak, fikir bulamadığın zamanlar olacak, yaptığın editten memnun kalmadığın videolar olacak ve mutlaka seni sinirlendiren yorumlar da gelecek.

Bunların hepsi bu işin bir parçası.

Önemli olan hiçbir şeyden etkilenmeyen birine dönüşmek değil. Neyin gerçekten önemli olduğunu, neyin ise birkaç saat sonra unutulacağını ayırt edebilecek bir denge kurmak.

Bence içerik üreticiliğinde zaman içerisinde kazandığın en değerli becerilerden biri de bu.

Web ve mobil teknolojilere ilgi duyuyorum. Yaklaşık 14 yıldır web geliştirme ve internet reklamcılığı üzerinde çalışıyorum. Web yazılım teknolojileri ve yönetimi konusunda uzmanım. Birçok şirkete teknoloji ve reklamcılık danışmanlığı verdim. Hâlâ bazılarına destek vermeye devam ediyorum. Kendi projelerimle ilgili bazı çalışmalarım var. Çoğu içerik üreticiliği ile ilgili. Projelerimin hepsi Gündüz Medya markası altında toplanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir