İçerik fikri bulmak, her içerik üreticisinin bir noktada karşılaştığı sorunlardan biri. İlk zamanlarda bunun pek farkına varmıyorsun. Aklına sürekli yeni şeyler geliyor, bir video bitmeden diğerinin fikri oluşuyor ve not defterin kısa sürede doluyor. Hatta bir süre sonra problem fikir bulmak değil, hangi fikri önce yapacağına karar vermek oluyor.
Sonra bir gün bu dönem bitiyor. Not defterini açıyorsun ve karşında kullanabileceğin hiçbir şey yok. Daha önce anlattığın konulara dönmeye, aynı fikirleri farklı şekillerde tekrar etmeye başlıyorsun. Bir süre sonra bunu izleyici de fark ediyor.
Ben içerik fikri bulma konusunu zaman içerisinde bir ilham problemi olarak değil, bir sistem problemi olarak görmeye başladım. Çünkü sürekli yeni bir fikrin gelmesini beklemek, uzun vadede sürdürülebilir bir içerik üretme yöntemi değil. Bunun yerine fikirlerin sürekli ortaya çıkabileceği bir sistem kurmak gerekiyor.
Tek tek fikir aramak yerine önce içerik kategorilerini oluştur
İçerik üretirken kendine sürekli “Bugün ne çeksem?” diye sormak, her defasında sıfırdan başlamak anlamına geliyor. Bir süre sonra bu soru gerçekten yorucu hale geliyor. Çünkü önünde sonsuz sayıda seçenek var ve nereden başlayacağını bilemiyorsun.
Bunun yerine önce birkaç temel içerik kategorisi belirlemek çok daha sağlıklı. Ben kendi kanalımda da bu şekilde ilerliyorum. Yazılım, yapay zeka, içerik üreticiliği, hikaye anlatıcılığı ve kendi deneyimlerim gibi belirli alanlar benim için birer kategori oluşturuyor.
Kategori belirlediğinde “Ne anlatabilirim?” sorusu tamamen ortadan kalkmıyor ama artık sonsuz bir boşluğun içerisinde düşünmüyorsun. Önünde belirli alanlar oluyor ve fikir üretmeye o alanların içerisinden başlıyorsun.
Burada ilginç olan şey, sınırların yaratıcılığı azaltmak zorunda olmaması. Bazen tam tersine yaratıcılığı başlatıyor. Her konuda içerik üretebileceğini düşündüğünde hiçbir konuya odaklanamayabiliyorsun. Ama belirli birkaç kategori olduğunda beynin o alanların içerisinde bağlantılar kurmaya başlıyor.
Bu yüzden içerik üretmeye başlamadan önce kendine birkaç temel soru sorabilirsin:
- Hangi konularda konuşmayı seviyorum?
- Hangi konularda deneyimim var?
- İnsanlar benden hangi konularda fikir veya bilgi istiyor?
- Uzun süre boyunca hangi konularda içerik üretebilirim?
- Birbirine bağlayabileceğim hangi konu başlıkları var?
Bunların cevapları zaman içerisinde senin içerik kategorilerini oluşturabilir.
İçerik kategorilerini birbirine bağla
Kategorileri belirledikten sonra onları birbirinden tamamen bağımsız düşünmemek gerekiyor. Her kategorinin kendi içerisinde fikir üretmesini beklersen bir süre sonra bazı alanlarda tıkanmaya başlayabilirsin.
Ben kategorileri biraz örümcek ağı gibi düşünmeyi seviyorum. Her kategori bir düğüm ve bu düğümlerin arasında görünmeyen bağlantılar var.
Örneğin yazılımla ilgili yaşadığın bir problem sadece yazılım hakkında bir içerik olmak zorunda değil. O problemi yaşarken öğrendiğin bir şey kariyer üzerine bir videoya dönüşebilir. Bir vlog sırasında söylediğin bir cümle yapay zeka hakkında yeni bir içeriğin çıkış noktası olabilir. Yapay zeka üzerine düşündüğün bir konu da içerik üreticiliği veya çalışma hayatıyla ilgili başka bir fikre dönüşebilir.
Yani bir fikir ortaya çıktığı kategoride kalmak zorunda değil.
Asıl güçlü sistem burada ortaya çıkıyor. Bir kategoride yaşadığın deneyim başka bir kategoriye yeni bir fikir taşıyor. Böyle baktığında içerik üretmek birbirinden bağımsız videolar hazırlamak yerine, birbirini besleyen bir içerik ağı oluşturmaya dönüşüyor.
Bu aynı zamanda içerik üretirken yaşadığın tıkanıklığı da azaltıyor. Bir kategoride fikir bulamadığında diğer kategorilere bakabiliyorsun. Orada yaşadığın bir şey yeniden ilk kategoriye dönebiliyor.
Fikir aklına geldiği anda onu değerlendirmeye çalışma
İçerik fikri bulurken yaptığımız en büyük hatalardan biri, fikir aklımıza geldiği anda onun iyi olup olmadığına karar vermeye çalışmak.
Bir konu geliyor aklımıza ve daha not almadan düşünmeye başlıyoruz. Bu izlenir mi, insanlar bunu merak eder mi, daha önce anlatıldı mı, fazla basit mi gibi sorularla fikri değerlendirmeye çalışıyoruz. Sonuçta fikir daha ortaya çıkmadan eleniyor.
Bence fikir bulma ve fikir seçme süreçlerini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Fikir aklına geldiği anda yapman gereken tek şey onu yakalamak. İyi bir fikir mi, kötü bir fikir mi, video olur mu, izlenir mi diye düşünmeden not almak. Saçma görünse bile yazmak.
Çünkü o aşamada görevin fikir seçmek değil, fikir biriktirmek.
Daha sonra ayrı bir zamanda fikirlerinin karşısına geçip hangilerinin gerçekten içerik olmaya değer olduğunu değerlendirebilirsin. Böyle yaptığında beyninden aynı anda hem yaratıcı olmasını hem de ürettiği şeyi eleştirmesini istemiyorsun.
Bu küçük ayrım bile içerik üretme sürecini ciddi şekilde rahatlatabiliyor.
Bir fikir bankası oluştur
Sıfır fikirle içerik üretmeye çalışmak, sıfır malzemeyle yemek yapmaya çalışmak gibi. Mutfağa giriyorsun ama elinde kullanabileceğin hiçbir şey yok. O anda ne kadar yaratıcı olmaya çalışsan da seçeneklerin çok sınırlı.
İçerik üretirken de elinde her zaman kullanılmayı bekleyen bir fikir havuzu olması gerekiyor.
Gün içerisinde gördüğün, okuduğun, duyduğun veya seni düşündüren bir şeyi not almak bunun için yeterli. Birinin söylediği ilginç bir cümle, yaşadığın küçük bir problem, internette gördüğün bir tartışma veya aklına gelen basit bir düşünce ileride bir içerik fikrine dönüşebilir.
Burada amaç mükemmel fikirler biriktirmek değil. Amaç, içerik üretmek için oturduğunda önünde seçeneklerin olması.
On tane fikrin olduğunu düşün. Bunların belki ikisi gerçekten iyi çıkacak. Birkaç tanesi üzerinde biraz daha çalışman gerekecek, bazılarını ise hiçbir zaman kullanmayacaksın. Bu gayet normal.
Ama hiç fikrin yoksa o iki iyi fikre ulaşma şansın da yok.
Bu yüzden fikir bankasını bir tür stok olarak düşünmek gerekiyor. Her fikri hemen kullanmak zorunda değilsin. Önemli olan ihtiyaç duyduğun zaman geri dönebileceğin bir havuzunun olması.
Eski içerik fikirlerini çöpe atma
Bir fikrin bugün işe yaramaması, hiçbir zaman işe yaramayacağı anlamına gelmiyor.
Gündem değişiyor, sen değişiyorsun ve insanların ilgisi değişiyor. Altı ay önce anlamsız gelen bir konu, altı ay sonra tam doğru zamanda karşına çıkabiliyor.
Hatta bazen eski bir fikrin üzerine yaşadığın yeni bir deneyimi eklediğinde ortaya ilk halinden çok daha iyi bir içerik çıkabiliyor.
Bu yüzden kullanılmayan fikirleri silmek yerine saklamak daha mantıklı.
Belki fikir kötü değildi. Sadece zamanı gelmemişti.
Ben fikir bankasını bu yüzden sadece gelecekte yapacağım videoların listesi olarak görmüyorum. Aynı zamanda geçmişte aklıma gelmiş ama henüz kullanmadığım düşüncelerin de arşivi olarak görüyorum.
Aradan zaman geçtikçe o fikirlerin bazılarına tekrar bakmak oldukça faydalı olabiliyor. Bazen daha önce neden işe yaramadığını anlayabiliyorsun, bazen de aslında fikrin doğru olduğunu ama o zamanki şartların uygun olmadığını fark ediyorsun.
İzleyicilerinden içerik fikri çıkar
İçerik fikri bulmak için sürekli kendi kafanın içine bakmana gerek yok. Bazen ihtiyacın olan fikir zaten izleyicinin yazdığı bir yorumun içerisinde duruyor.
Videolarının altındaki yorumlara bak. İnsanların hangi soruları sorduğunu, hangi konularda zorlandığını ve hangi noktaları daha fazla açıklamanı istediğini takip et.
Özellikle aynı konuyla ilgili benzer soruların birden fazla kişiden gelmesi önemli bir işaret. Çünkü bu durumda sadece tek bir kişinin merak ettiği bir konudan değil, daha geniş bir izleyici grubunun ilgisini çekebilecek bir konudan bahsediyor olabiliriz.
Bir izleyicinin sorduğu soru doğrudan yeni bir videonun konusu olabilir. Hatta bazen tek bir sorudan birkaç farklı içerik çıkarmak mümkün.
Bu yüzden yorum bölümü sadece yayınladığın içeriklere gelen tepkilerin olduğu bir yer değil. Aynı zamanda yeni içerik fikirleri bulabileceğin en doğal kaynaklardan biri.
Üstelik burada insanların gerçekten neyi merak ettiğini görüyorsun. Tahmin etmiyorsun. İzleyicinin sana doğrudan söylediği şeylerden yola çıkıyorsun.
İçerik fikri bulmak bir ilham problemi değil
İçerik üretmeye başladığında sürekli yaratıcı olman gerektiğini düşünüyorsun. Her gün yeni bir fikir bulman, her videonun bir öncekinden daha iyi olması ve insanların daha önce görmediği bir şey anlatman gerektiğini hissediyorsun.
Bu bakış açısı içerik üretmeyi gereğinden fazla zorlaştırıyor.
İçerik fikri bulmayı bir sistem haline getirdiğinde ise durum değişiyor. Önce içerik kategorilerini belirliyorsun. Sonra bu kategorilerin birbirleriyle bağlantı kurmasını sağlıyorsun. Aklına gelen fikirleri değerlendirmeden kaydediyor, bunları bir fikir bankasında tutuyor ve eski fikirleri de hemen çöpe atmıyorsun.
Bunun üzerine bir de izleyicilerinden gelen yorumları ve soruları eklediğinde artık her içerik için boş bir sayfanın karşısına oturmuyorsun.
“Bugün ne anlatacağım?” sorusu zaman içerisinde yerini “Bunlardan hangisiyle başlayacağım?” sorusuna bırakıyor.
Bence içerik üreticiliğinde asıl rahatlama burada başlıyor. Çünkü artık her seferinde ilham gelmesini beklemiyorsun. Yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayan bir sistemin oluyor.
İçerik fikri bulmak bitmeyen bir savaş olmak zorunda değil. Kategorilerini oluştur, onları birbirine bağla, aklına gelen fikirleri kaydet, eski fikirlerini sakla ve izleyicilerini dinle.
Bunları düzenli olarak yaptığında karşındaki boş sayfa zamanla boş kalmamaya başlıyor. Yeterince fikir biriktirdiğinde asıl sorun artık ne anlatacağını bulmak değil, hangi fikri önce hayata geçireceğine karar vermek oluyor.